Ateşkesin 3. günü, Suriye’nin iç savaşının yıkıcı etkilerinin hala devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında alevlenen gerilim, Türkiye’nin de dahil olduğu dış politik dinamiklerin etkisiyle daha fazla bir ivme kazanıyor. Şam’ın SDG’ye tanıdığı süre, 3. günde dolmak üzere; bu durum hem yerel hem de uluslararası arenada ciddi kaygılara yol açıyor.
Birçok gözlemcinin işaret ettiği üzere, geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, Suriye’nin kuzeyinde özgürlüğü, güvenliği ve istikrarı sağlama umudunu yeşertmişti. Ancak, bu ateşkesin sürdürülebilir olup olmayacağına dair sorular hala yanıt bekliyor. Şam yönetiminin tabir yerindeyse, "son bir hamle" yapmaya yönelmiş olması, SDG ve ona bağlı gruplar arasında bir tedirginlik yaratıyor. Zira, geçici bir barış sağlansa bile, taraflar arasındaki temel sorunların çözülmemiş olması, kalıcı bir huzurun önündeki en büyük engel. Geçtiğimiz günlerde yapılan basın toplantısında bir SDG yetkilisi, “Ateşkes, yeni bir diyalog için bir fırsat olabilir; fakat bu, gerçek bir güvenlik ortamıyla mümkün.” şeklinde ifade etti. Daha fazla çatışma riski, bölgede yaşayan siviller için de büyük bir tehdit oluşturuyor.
Şam yönetiminin SDG’ye verdiği sürenin dolmasına sadece 24 saat kaldı ve birçok analist, bu tarihin ardından beklenen gelişmeleri merakla izliyor. Ateşkesin geçerliliği konusunda kesin yargılara varmak için erken de olsa, ilerleyen saatlerde her iki tarafın da ne tür adımlar atacağı büyük bir merak konusu. Geçmişteki çatışmalardan da edindiğimiz tecrübeler bize gösteriyor ki, bu tür geçici ateşkesler sıklıkla kalıcı barışa erişim yerine yeni gerilimlerin tetiklenmesine yol açabiliyor. Eğer her iki taraf, acil ihtiyaçlara yönelik bir çözüm üretmezse, bugünlerde olumsuz senaryoların gerçekleşmesi muhtemel görünüyor.
Uluslararası toplumun bu tür gelişmelere kayıtsız kalmayacağı bekleniyor. Öte yandan, bölgedeki güç dengeleri ve diğer ülkelerin müdahalesi, ateşkesin seyrini derinden etkileyen unsurlar. Türkiye, ABD ve Rusya gibi global aktörlerin tutumları, SDG ile Şam arasındaki müzakerelerde belirleyici olacaktır. Şu an için, diplomatik çabaların yoğunlaşması ve kalıcı bir çözüm için ivedi adımlar atılması gerektiği aşikar. Zira, çatışmaların yeniden alevlenmesi, hem bölgedeki jeopolitik istikrarsızlığı artıracak hem de milyonlarca insanın hayatını tehdit edecektir.
Bu süreçte, taraflar arasında oluşacak olan yeni dinamiklerin; hem siyasi hem de insani boyutlarıyla yakından izlenmesine ihtiyaç var. Cezayir’de düzenlenecek olan kritik toplantının, ateşkesin kalıcılığı açısından önemli bir milestone olacağı düşünülüyor. Dolayısıyla, yarın (belirtilen süre bittiğinde) gün içerisinde atılacak olan adımlar, sadece Suriye için değil, tüm Ortadoğu bölgesi için belirleyici olacaktır.
Sonuç olarak, ateşkese dair umutlar devam etse de, taraflardan biri ya da her ikisinin de belirlenen süreyi göz ardı etmesi, bölgede yeni çatışmaların fitilini ateşleyebilir. Bu nedenle, herkesin beklediği o 'kurtuluş' anının gelmesi, zaman alabilir. Şam ve SDG arasında gelişen olaylara dair güncel bilgileri aktarmaya devam edeceğiz. Kısacası, yarın her şey daha da netleşecek; ama bu durumun inşasında herkesin üzerine düşeni yapması gerektiği unutulmamalıdır.